14 Kasım 2010 Pazar

Mutlu Musun Sevgilim?

Şuan üstüne zeytinin tişörtünü giydirdiğim büyük beyaz ayıma bakıyorum. Ne kadarda tipsiz birşey olmuş öyle. Siyah Abercrombie buram buram zeytin kokan ve benim için kesinlikle mükemmeliyeti temsil eden o  tişört ona bol gelmiş, ayaklarından taşmış. O tişörtü diğer sevgililerin yaptığı gibi üstüme giyebilir, zeytinin bütün kokusunu bağırsaklarıma geçene kadar koklayabilirdim. Ama yapmadım, odamda baktıkça onu hatırlayacağım tek objeye giydirdim; tabiki sevgili ayıma. Çünkü zeytin; ona ''üşüdüm'' dediğim zaman bana ''niye ince giyindin mal mısın?'' diyen bir ayı. Çünkü zeytin; doğum günümde ''doğum günün kutlu olsun hera iyiki varsın falan filan işte ya'' diye mesaj atabilen bir angut. Çünkü zeytin; ''seni öpmeyi çok istediğimi biliyor musun?'' diye sorduğumda gözümün içine bakma gereği bile duymadan ''evet'' diyebilen bir idiot. Ve ben bu odun, bu kalas, bu tarif edemediğim magandayla sürekli kavga ediyorum.Öpüştüğümüz zamanlar hariç..

Bazen öyle bi kavga ediyoruzki, yoldan geçen arabalar korna çalma gereği bile duyuyorlar. Bugün gene body giydim diye bana etmediğini bırakmadı.İnsan içinde bağırdı çağırdı şerefsiz idiot ya. Resmen birbirimize girip smackdown yaptık o derece.Etmediğimiz küfür kalmadı birbirimize karşı.Ama en son bana öyle bir laf etti ki acayip oldum. Nerdeyse ağladım ağlayacam o derece fenalaştım. Hani o an gerçekten ondan nefret ettim. Çükünü kesip ağzına tıkmak, kafasını korna çalan o arabalara sıkıştırıp Maltepeye kadar sürüklemek istedim.Beni can alıcı noktamdan vurdu.. Bana ''sende aynı aslı gibisin ya oof'' dedi..Aslı kim mi ? 9 ay çıktığı ve ''aşık'' olduğu eski sevgilisi.Yani beni, hala beyinlerinde bir yerlerde tuttuğu eski sevgilisiyle kıyasladı. Beni ? eski sevgilisiyle ? kıyasladı ?

O beni öyle üzgün ve ağlamaklı görünce dayanamadı heralde. İçinde hala ölmemiş olan aşk duyguları harekete geçmiş olmalı (ki inanın bana 5 ayda 1 harekete geçiyorlar) özür dilerim dedi.Hiçbişey demedim ağzımdan tek kelime çıkmadı. Ona öyle sokak ortasında baktım.Sadece baktım. O kadar uzun baktım ki bütün yüz hatlarını ezberledim. O hala özür dilemeye devam etti, çok sert çıkıştım haklısın dedi.. Ben gene hiçbirşey söylemedim. Aslında söylemek istedim ama söyleyemedim. O kadar üzülmüşüm ki, ağzımdan tek kelime çıkamadı. Sadece ona bakıp ''şerefsizin önde gidenisin sevgilim'' dedim elinde tuttuğumu montumu aldım ve gittim.. Yokuş aşağı yolda yürüdüm , ağladım , sövdüm , saydım , allah belanı versin zeytin dedim , sonra böyle dememe çok üzüldüm töbe yareppim tamam bi hödük ama genede verme onun belasını dedim.. Yani beni bu kadar çok üzen adamın gene ben iyiliğini düşündüm. Tam yokuş aşağı yol bitmişti ki kolumdan biri tutup döndürdü beni.. Baktım zeytin. O kadar şaşırdım ki , çünkü hiç huyu değildir böyle şeyler. Yani ben o yolda yürürken arkamdan geleceği aklıma gelmezdi.. Bana sarıldı çok sarıldı kaburgalarımı ezdi resmen ve ekledi :
''15 dakikadır sana yetişmek için koşuyorum arkandan bağırıyorum hiç mi duymadın gerizekalı''

O öyle söyleyince dayanamadım bende sarıldım. Yüz hatlarını ezberlediğim suratını belki 20 kere öpmüşümdür.Beni hayvan gibi üzüyo piç kurusu, ama napiyim bi aşkım demesiyle kendi içimde eriyorum midemle safra kesem birleşiyor sanki.. Öyle içime yerleşmiş ki kökünden atıp kızamıyorum bile.. Öyle çok seviyorum pezevenki..

Hiç yorum yok: