25 Nisan 2012 Çarşamba

Kimseyi Unutamam Demeyeceksin!

Asla ''çok'' diyebileceğim nitelikte ilişki yaşamadım. Ama yaşadıklarımın hepsini ''çok'' severek yaşadım. İnsan çok sevince, haliyle unutması çok zorlaşıyor. Ama bu hayatta asla unutamam demeyecekmişsin, ben bunu öğrendim.
2 senelik ilişkimi, uğrunda her değerimi harcadığım, herşeyimden vazgeçtiğim adamı ben bile unuttuysam siz hayli hayli unutursunuz.
Hiç yıllarca aynı kişiye aşık kalabilen bir insan evladı gördünüz mü? Göremezsiniz de zaten. Gözden ırak olunca gönüldende ırak oluyor çünkü. Bir kere yıllarca aşık kalmak insan doğasına aykırı. İnsan beyni bile birine senelerce aynı aşkla sadık kalmayı başaramıyor.
Benim de, herşeyden üstün tuttuğum ilişkim, Zeytinim bitti. Ciğerimi söktü, bağırsaklarımı taşlarla değiştirdi, gözlerime tozun alasını kaçırttı ama bitti.
Bitiyormuş gerçekten, bu kadar sevilen biri bile bitebiliyormuş.
Kıskançlıklar, kavgalar, küfürler, hepsi bir anda gitti o orospu çocuğuyla.
Bir anda hayatım boşluğa düştü, bir anda mutsuz olmam için hiçbir sebep kalmadı. Allah büyük ya, yaptığını hiç affetmeyeceğim. 
Bir kadın için aldatılmak nasıl büyük acı, nasıl büyük yıkım hepimiz biliyoruz.
Bende aylarca, onda üstün olup da bende yerin dibine girmiş özellik ne diye düşündüm. Böyle aşık olduğum taptığım adam neden gitti onu tercih etti diye yedim bitirdim kendimi. Ama inanın, bir nedeni yok. Bazen insan sadece tercih ediyor, nedensiz. Eminim zeytin de bilmiyordu neden onu tercih ettiğini. Onda üstün olan şeyi eminim zeytin de farkedememişti. Bende en sonunda pes ettim, tanımadığım, yüzünü bile görmediğim bir rakiple yarışamazdım haliyle.
Açıkçası, aldattığını gözlerinde gördüğüm an Zeytini geri kazanmak gibi bir iddiam hiç olmadı. O yüzden, belki de hala o kızı kendime rakip olarak görmüyorum.
Kadınlar anlar derler ya, gerçekten öyle. Bir kadının aldatıldığını anlamaması imkansız. Her kadın anlar, sadece daha geç kabullenir. Bir mesaj, bir telefon, bir ruj lekesi, bir parfüm, bir ipucu arar. Kanıtlamaya çalışır ama bir yandan da kanıtlamak istemez. Çünkü sevilmemek, en büyük korkusudur dişilerin.
Zeytine baktım, beni öpüşüne, son kez bana sarılışına baktım. Asla sevgili sarılması değildi. Asla aşık öpüşü değildi. Bana hiç eskisi gibi bakmadı, hep suçlu gibi. Hep benden birşeyler saklar gibi.
Uzun süre, ne yapmam gerektiğini düşündüm. Neye ihtiyacım olduğunu. Kavga etmeli miydim? Yüzüne herşeyi vurmalı mıydım? Bir ara anasının amına bile koymayı düşündüm. Ama bir yararı olmayacaktı. Asla bana acı çektirdiği için suçluluk çekmeyecekti. Çünkü Zeytin, o vicdana sahip olsaydı beni asla aldatmazdı.
Bir gün, herşey güzelken, belki de bana aylar sonra ilk defa içten gülerken gözüne bakıp ''kim o kız'' dedim. Şaşırdı, önce neyden bahsettiğimi anlamamazlığa verdi. ''sadece isim bilmek istiyorum'' deyince, daha çok sustu. Konuşmadı. Bana açıklama bile yapmadı. Özür diledi. Bense inşallah hayatını siker atar dedim, kalktım. Gittim. Yürüdüm. İlk defa arkamdan gelmedi.
Bir insan, nasıl olurda seviştiği birine böyle yabancılaşabilirdi?

Hiç yorum yok: