25 Ağustos 2010 Çarşamba

Elde var 1 : Saflığım !


Anaokulundayken bana göre -dünyanın en yakışıklı çocuğu-yla aynı sınıftaydık. Deli gibi aşıktım ben ona. Böyle beni oyunlarına alsın , beraber logolarla kule yapalım , faliyet yaparken yan yana oturalım diye şalabanlıklar yapıyordum resmen..
Sonra birgün yeni kıyafet almışım böyle şıkır şıkır gidiyorum sınıfa bir girdim beynimden vuruldum resmen ! Barış (o çocuk) en yakın arkadaşımla (banu) yan yana oturuyor. Allahım nasıl bozuldum ama ben böyle sanki barışla evliymişimde oda başka biriyle fingirdeşiyormuş gibi bozuk atıyorum silgi istediğinde vermiyorum banudan iste falan diyorum öyle ergen ergen triplerdeyim ama daha 6 yaşındayım.Evcilik oynadığımızda banuyu hep ezilen çocuk yapıyorum ''banane'' dediği zamanda ''mızıkçıı mızıkçııı'' diye dalga geçiyorum çocuk olmasam dövücem kızı nerdeyse..Sınıfta kaan diye bi çocuk daha vardı onla barışı kıskandırıyorum sözde ''kaaaaaan gelsene sende oyunumuzaaa barış oynamicaaak'' falan diyorum uyuzluğuna.. Neyse ertesi gün gene şıkır şıkır geldim kolumda 15 tane bilezikler yüzükler altın sarısı topuklu terlikler falan böyle girdim sınıfa baktım banuda yok etrafta barışta.. Heralde erken geldim ben falan diye düşünüyorum birden barışın annesiyle banunun annesi gülerek girdiler sınıfa böyle çatlıyorum ama benim annemle barışın annesi gülmeliydi falan diye düşünüyorum zaten kızına banu ismini koyan bir anneden ne beklenir ki yani ? Daha doğrusu o kızdan ne beklenir ki abi küçüklüğünden belliymiş işte böyle şıllığın teki olacağı herneyse sonra bir baktım banu geldi yanıma oturdu elindeki tweetyli yüzüğü gösteriyor..
-Baaaak bana barış aldı bunuu yaaaa güzel mi ? demez mi.. ''Aaa banu bundan bendede vardı annem pazardan almış barış sana pazardan yüzük mü aldı yaniii ne kadar aptalcaaaa'' dedim ve kalktım kaanın yanına oturdum.. Ama nasılım görmeniz lazım ağlamaklıyım böyle aklımdan of yaa bunlar ya evlenirse bende bu sümüklü kaanı mı kalıcam yaaaaaa falan diye düşünüyordum ki barış yanıma geldi. Ben böyle ''hazal sen banudan daha güzelsin'' falan dicek diye hayaller kuruyorum geldi yanıma ve : yüzüğü pazardan değil buraya gelmeden önce yandakı kırtasiyeden aldım dedi ve gitti..
Sanki elimden dünyanın en yakışıklı çocuğunu kaçırmış gibi hayal kırıklığına uğradım.. Ama öyleydi , lc waikikinin eşofmanından giyiyordu hemde maymunlusundan... Saçları sarıydı gözleri yeşildi , 50lik pastel boya seti vardı nasıl yakışıklı olmasın ! Diğer 1 hafta boyunca hayal kırıklığıyla gittim sınıfa.. Patates faaliyetini bile yapmıyordum , yaprakları boyamıyordum bile adeta kocası tarafından terkedilmiş işsiz güçsüz 5 çocuk annesi gibiydim.. Artık umudumu iyice yitirdiğim birgün , banu okula gelmedi. Barış yanıma oturdu ve ''seninle arkadaş olalım ? banuyla olduğumuz gibi biz onla bitirdikde hem yüzüğü de kaybetti zaten'' dedi. Allam havalara uçuyorum ben böyle nasıl cilveleşiyorum ''ayy bilmem ki oluuur'' dedim en sonunda.Oda bana ''yarın sınıfa geldiğinde yanında yer ayır'' dedi. Ben eve gidince önceden ayarlıyorum böyle ay bunu mu giysem ay bunu mu taksam diye. Sonra sabah oldu ben sııfta yanımda barış için yer ayırdım onu bekliyorum.. Bir yandanda kaan soruyo yanına oturiyim mi diye. En sonunda ''ya hayır kaan sen aptalsın'' dedim çok iyi hatırlıyorum.Çocuk üzüldü gitti yanımdan.Sonra barış geldi , BANUYLA ! başka yere oturdular.. bende ''barııış sana yer ayırdım ama ben'' dedim saf saf.. Oda bana :
-Ama orası tek kişilik banu nereye oturcak
dedi. Hiçbişey demedim. Kafamı çevirip bakmadım bile.. Böylece erkekler tarafından ilk kazığımı çok küçük yaşta yemiş oldum. O gün bugündür tweetyli yüzüklerden , tweetyli herşeyden nefret ederim..

Hiç yorum yok: